TurkuazForum | Bilgi Paylaşım Platformu
FORUMUMUZDAN DAHA IYI YARARLANMAK ICIN UYE OL
TurkuazForum | Bilgi Paylaşım Platformu
FORUMUMUZDAN DAHA IYI YARARLANMAK ICIN UYE OL
TurkuazForum | Bilgi Paylaşım Platformu
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.
TurkuazForum | Bilgi Paylaşım Platformu

|
 
AnasayfaAramaLatest imagesKayıt OlGiriş yap
Sitemize Moderator Alımları Başlamıştır
Kullanıcıların Dikkatine Forum Kuralları Oluşturulmuştur Bütün Kullanıcılar Lütfen Okusun
Forum Kurallarını Bütün Kullanıcılar Okumuş Sayılmaktadır
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» Cradle of Persia 1.08 (Portable)
KIRK HADİS EmptyCuma Tem. 16, 2010 4:42 pm tarafından kizilcakisla

» Moderatorluk Kuralları
KIRK HADİS EmptyCuma Tem. 16, 2010 4:21 pm tarafından kizilcakisla

» HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM
KIRK HADİS EmptyPerş. Şub. 04, 2010 3:09 pm tarafından k058

» Erkek kadına dedi ki:
KIRK HADİS EmptyPerş. Şub. 04, 2010 3:09 pm tarafından k058

» BİR AĞAÇ OLSAM
KIRK HADİS EmptyPerş. Şub. 04, 2010 3:08 pm tarafından k058

» GÜZEL NE GÜZEL OLMUŞSUN
KIRK HADİS EmptyPerş. Şub. 04, 2010 3:08 pm tarafından k058

» SENİ ÖZLEMEKTEYİM YAR
KIRK HADİS EmptyPerş. Şub. 04, 2010 3:07 pm tarafından k058

» İsimsiz sorgularımın
KIRK HADİS EmptyPerş. Şub. 04, 2010 3:07 pm tarafından k058

» Ben sana mecburum
KIRK HADİS EmptyPerş. Şub. 04, 2010 3:06 pm tarafından k058

Kimler hatta?
Toplam 3 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 3 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 14 kişi Cuma Mayıs 07, 2021 7:39 pm tarihinde online oldu.
En iyi yollayıcılar
k058
KIRK HADİS Vote_lcapKIRK HADİS Voting_barKIRK HADİS Vote_rcap 
Admin
KIRK HADİS Vote_lcapKIRK HADİS Voting_barKIRK HADİS Vote_rcap 
3bub3kir
KIRK HADİS Vote_lcapKIRK HADİS Voting_barKIRK HADİS Vote_rcap 
eşrefpaşahastanesi
KIRK HADİS Vote_lcapKIRK HADİS Voting_barKIRK HADİS Vote_rcap 
coskun.cnd
KIRK HADİS Vote_lcapKIRK HADİS Voting_barKIRK HADİS Vote_rcap 
esperaldo
KIRK HADİS Vote_lcapKIRK HADİS Voting_barKIRK HADİS Vote_rcap 
kizilcakisla
KIRK HADİS Vote_lcapKIRK HADİS Voting_barKIRK HADİS Vote_rcap 
ruya-tabiriniz
KIRK HADİS Vote_lcapKIRK HADİS Voting_barKIRK HADİS Vote_rcap 
KaRa_SoN
KIRK HADİS Vote_lcapKIRK HADİS Voting_barKIRK HADİS Vote_rcap 
cayluk
KIRK HADİS Vote_lcapKIRK HADİS Voting_barKIRK HADİS Vote_rcap 
Üye Paneli
KIRK HADİS ConfigureProfiliniz                 
Bilgiler
Seçenekler
İmza
Avatar

KIRK HADİS Kwalletmanager Sosyal                    
Arkadaş ve Tanınmamış
Üye listesi
Grup
KIRK HADİS Newmsg Özel Mesaj            
 Yeni Özel Mesaj
Gelen Kutusu
ÖM Gönder
 Saklanan Ö. Mesajlar
KIRK HADİS Kthememgr Forumdan             

 

 KIRK HADİS

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
k058
Yönetici
Yönetici
k058


Canlı
Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
Balık
Mesaj Sayısı : 284
Kayıt tarihi : 04/06/09
Yaş : 30
Lakap : Paylaşımcı | Admin

KIRK HADİS Empty
MesajKonu: KIRK HADİS   KIRK HADİS EmptyPaz Ocak 31, 2010 9:19 pm

İmam-ı Nevevi (rha)'dan Kırk HadisKIRK
HADİS

(imamı
nevevi)
rha'dan





Hadis-i
şerifte: "Kim ümmetime dini işlerine dair kırk hadis hıfzediverirse, Allah Teâlâ
onu alimler zümresinde haşreder.... Ben de kıyamet gününde ona şahid ve şefaatçi
olurum" buyurulmuştur.


İslâm
âlimleri bu müjdeye erebilmek için eşitli konularda Kırk Hadisler
derlemişler.


Tarihte
ilkönce kırk hadis derleyenin Kûfe'de oturan Merv'li Bilgin Abdullah İbn-i
Mübarek olduğu bilinmektedir.


İmâm
Nevevi'nin bu geleneği devam ettiren elinizdeki eseri, en fazla yayınlanan ve
üzerine şerhler yapılan bir eserdir. Ayrıca, merhum Ahmed Naîm'in tercüme ve
üslûbuyla sunduğumuz bu eser, tercüme edildiği devrin dilini de vermesi
bakımından bir önem arzetmektedir.





1.
Emirü'l-Mü'minin Ebû Hafs Ömer b. El-Hattâb (ra)'den:


Demiştir
ki, kendim işittim, Resûlullâh (sav) şöyle buyuruyordu:


Ameller
(in kıymeti) niyetlere bağlıdır. Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan
odur. Hicreti Allah'a ve Resülü'ne müteveccih olanın hicreti Allah'a ve
Resûlullah'adır. Hicreti, eline geçireceği bir dünyaya veya nikah edeceği bir
kadına müteveccih ise hicreti de gaye-i hicreti ne ise (dünya veya kadın) ona
müntehidir.


(Bu
hadis-i şerifi, her biri İmâmü'l-muhaddisin olan Ebû Abdillâh Muhammed b. İsmâil
b. İbrahim b. el-Mugire b. Berdizbe el-Buhari el-Cu'fi ile Ebü'l-hüseyn Müslim
b. el-Haccac el-Kuşeyri En-Nisabiri kütüb-i musannifenin esahhı olup sahihayı
denilen kibatlarında rivâyet emişlerdir.)


2.
Yine Ömer b. El-Hattâb (ra)'den:


Demiştir
ki, günün birinde Resûlullah (sav) Efendimiz'in huzûrunda bulunduğumuz sırada
bir de baktık ki elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah, üzerinde yolculuğa delalet
eder hiç bir alâmet olmayan ve böyle iken yine hiç birimizce tanınmayan bir
kimse karşımıza çıka geldi. (sokula sokula) nihâyet Nebiyy-i Ekrem (sav)
Hazretleri'nin yanına (varıp) oturdu. Ve dizlerini dizlerine dayayıp ve her iki
avucunu iki uyluğu üzerine koyup: "Ya Muhammed, İslam nedir? Bana söyle" dedi.
Resûlullah (sav): "İslâm Allah'dan başka hiç bir ilâh ve Ma'bûd-ı bi'l-hak
olmadığına ve Muhammed'in Resûlullah olduğuna şehâdet etmen, namazı ikâme etmen,
zekâtı vermen, Ramazan'da oruç tutman ve yoluna gücün yeterse Beytu'llâh'a hac
etmendir." buyurdu. O (yabancı kimse): "Doğru söylüyorsun." dedi. Biz onun
hâline hem Cenâb-ı Resûl'e soruyor, hem de onu tasdik ediyor diye teaccüb ettik.
Ondan sonra: "Bir de imân nedir?" söyle." diye sordu. Resûl-i Ekrem (sav)
Efendimiz: "İmân Allah'a, meleklerine, kitablarına, peygamberlerine, âhiret
gününe imân etmendir. Bir de hayır ve şer (tatlı, acı hangi türlüsü olursa
olsun) kadere imân etmendir." buyurunca yine: "Doğru söylüyorsun." dedi. Ve:
"ihsan nedir? söyle" diye bir daha sordu. Cenâb-ı Risâlet-meâb Efendimiz de:
"İhsan, Allah'a sanki görüyormuş gibi ibâdet etmendir. Zirâ sen O'nu
görmüyorsan, O seni görüyor." buyurdu. O, yine: "Doğru söylüyorsun." dedikten
sonra: "Kıyâmet (in ne zaman kopacağın)ı bana haber ver." dedi. Cevâben: "Bunda
sorulanın ilmi sorandan ziyâde değildir." buyurdu. "Öyle ise emârelerin (yani
daha evvelki alâmetlerini) bildir" dedi. Cevâbında: "Câriye-i memlûkenin kendi
sâhibini doğurması ve yalın ayak, sırtı çıplak, fakir davar çobanlarının
hangimizin kurduğu binâ daha yüksektir diye (servet ve sâmânca) yarışa
çıktıklarını görmendir." buyurdu. Bundan sonra o (yabancı) kimse gitti. Nebiyy-i
Ekrem (sav) Hazretleri de durdu durdu da neden sonra: "Yâ Ömer, bilir misin o
soran kim idi?" diye sual buyurdu. "Allah ve Resûlü a'lemdir". dedim. Buyurdular
ki: "O, Cibril idi. Size dininizi öğretmek için geldi."


(Bu
hadis-i şerifi, Müslim rivayet etmiştir.)


3.
Ebû-Abdü'r-Rahmân Abdullah b. Ömer b. El-Hattâb (ra)'dan:


Demiştir
ki, kendim işittim, Resûlullâh (sav) şöyle buyurdu: (Binâ-yı) İslâm beş şey
üzerine kurulmuştur: Allah'dan başka hiç bir ilâh ve Ma'bûd-ı bi'l-hak
olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve Resûlü olduğuna şehâdet, namazğ ikâme,
zekâtı vermek, hacc-ı Beytu'llâh, savm-ı Ramazan.


(Bu
hadis-i Şerifi, Buhâri ile Müslim tahric etmişlerdir.)


4.
Ebû-Abdi'r-Rahman Abdullah b. Mes'ud (ra)'den:


Demiştir
ki; Resûlullâh (sav) "ki sadık ve masdûk O'dur" bize şöyle buyurdu: "Her
birinizin (mâye-i) hilkati ana rahminde nutfe olarak kırk gün derlenir toplanır.
Sonra tıpkı öyle alâka (kan pıhtısı) olur. Sonra yine tıpkı öyle mudğa (et
parçası) olur. Ondan sonra da melek gönderilir, ona nefh-ı rûh eder. Ve dört
kelimeyi yani rızkını, ecelini, amelini ve şâki mi yoksa saîd mi olacağını
(hükm-i kazâ ve kader olarak) yazması (o meleğe) emrolunur. Kendisinden başka
hak ilâh olmayan Allah'a kasem ederim ki, içinizde öyle adam bulunur ki, ehl-i
Cennet amelleriyle âmil ola ola kendisi ile Cennet arasında bir arşından ziyâde
mesâfe kalmaz. Derken (hükm-i) kitab (yâni o yazının hükmü) ona galebe eder,
ehl-i nâr ameli ile âmil olur da Cehennem'e girer. Kezâlik içinizde öyle adam
bulunur ki, ehl-i nâr ameli ile amil ola ola kendisi ile Cehennem arasında bir
arşından ziyâde mesâfe kalmaz. Derken (hükmü-i kitab ona galebe eder, ehl-i
Cennet ameli ile âmil olur da Cennet'e girer.


(Bu
hadis-i şerifi, Bihari ile Müslim rivâyet etmişlerdir.)


5.
šmmü'l-Mü'minin šmm-i Abdu'llah Aişe-i Sıddika (ra)'dan:


Demiştir
ki, Resûlullâh (sav) Efendimiz Hazretleri şöyle buyurdu: "Her kim bizim bu
işimizin (yâni dinimizin) içine ondan olmayan bir şeyi yeniden sokarsa (o
yaptığı iş) merdûddur, başına çalınır."


(Bu
hadis-i şerifi, Buhari ve Müslim rivâyet etmişlerdir.)


Müslim'den
gelen diğer bir rivyaette de şöyle denilmiştir.


Her
kim emrimize (ahkâm-ı dinimize) uygun olmayan bir amel işlerse o ameli
merdûddur, başına çalınır.


6. Ebu
Abdi'llâh Nu'mân b. Beşir (ra)'dan:


Demiştir
ki, Resûlullâh (sav) Hazretlerinden kendim işittim; şöyle buyuruyordu: Halâl
belli, haram da bellidir. İkisi arasında da (halâl mi, haram mı belli olmayan
birtakım) şüpheli şeyler vardır ki, çok kimseler onları bilmezler. Şüpheli
şeylerden her kim sakınırsa, dinini ve ırzını kurtarmış olur. Her kim şüpheli
şeylerin içine dalarsa harâmın da içine dalmış olur. (böylesi) tıpkı (içine
girmek yasak edilen) koru etrâfında davar otlatan çoban gibidir ki, sürüsünü o
koruya (düşünüp) otlatmak tehlikesi karşısında bulunur. Haberiniz olsun, her
padişahın bir korusu olur. Biliniz ki, Allah'ın korusu da harâm ettiği
şeylerdir. Ağah olunuz, cesedin içinde bir et parçası vardır ki, iyi olur olursa
bütün cesed iyi olur. Bozuk olursa bütün cesed bozuk olur. İşte o (et parçası)
kalbdir.


(Bu
hadis-i şerifi, Buhâri ile Müslim rivâyet etmişlerdir.)


7. Ebu
Rukayye Temin b. Evs ed-Dâri (ra)'den:


Demiştir
ki, Nebiyy-i Ekrem (sav) Efendimiz şöyle buyurdu: "Din hemen nasihattır. Din
hemen nasihattir. Din hemen nasihattir." "Yâ Resûla'llâh, kimin için nasihat?"
diye sorduk. "Allah için, kitâbı için, Resûlü için, Eimme-i müslimin ve âmme-i
müslimin için." buyurdular.


(Bu
hadis-i şerifi, Müslim rivâyet etmiştir.)


8.
Abdullah b. Ömer (rha)'dan:


Demiştir
ki, Resûlullâh (sav) Efendimiz Hazretleri şöyle buyurdu: "Allâh'tan başka Hak
İlâh olmadığına ve Muhammed'in Resûlu'llâh olduğuna (zahirde) şehadet, namazı
ikâme, zekâtı edâ edinceye kadar nâs ile muhârebe etmek bana emrolundu. Onlar
bunları yapınca "Müslümanlık hakkın muktezâsı (olan hudûd) müstesnâ olmak üzere"
canların ve mallarını benim elimden kurtarırlar. (Batınlarından dolayı olan)
hesaplarına gelince, o (hesâbı görmek) Allâh'a kalmıştır."


(Bu
hadis-i şerifi, Müslim rivâyet etmiştir.)


9. Ebû
Hureyre Abdu'r-Rahmân b. Sahr-ı Devsi (ra)'den:


Demiştir
ki, kendim işittim, Resûlullâh (sav) Efendimiz şöyle buyurdu: "Sizi her neden
nehyedersem ondan ictinâb ediniz. Size her neyi emredersem kudretiniz yettiği
kadar yapınız (da nasıl yapacağınızı sormayınız.) Zirâ sizden evvelki
(ümmet)leri helâk eden, ancak onların çok çok sormaları ve peygamberlerine
muhâlefet etmeleri olmuştur.


(Bu
hadis-i şerifi, Buhari ile Müslim rivâyet etmişlerdir.)


10.
Ebû Hüreyre (ra)'den:


Demiştir
ki, Resûlullâh (sav) şöyle buyurdu: "Allahû Teâla pâkdır. Pâk olandan başkasını
kabûl etmez. Allahu Teâla mürsel olan Peygamberlerine neyi emrettiyse mü'minlere
de onu emretmiştir. (Peygamberler): "Ey peygamberler, pâk ve halâl taâmlardan
yiyiniz ve sâlih amel işleyiniz" (Mü'minlere de) "Ey iman edenler, rızk olarak
size verdiğimiz pâk ve halâl şeylerden yiyiniz" buyurdu. Ondan sonra Resûl-i
Ekrem (sav) Hazretleri (sözü döndüre dolaştıra) buyurdu ki, insan (Allah yolunda
uzun seferlere katlanır, saçları birbirine karışmış, yüzü gözü toza bulanmış,
"Yâ Râb! Yâ Rab!" diyerek ellerini gök yüzüne açar. Halbuki, yediği haram,
içdiği haram, giydiği haram. Haram ile beslenmiş. Böylesinin duâsı nereden
müstecâb olacak?"


(Bu
hadis-i şerifi, Müslim rivâyet etmiştir.


11.
Resulullah (sav)'in torunu ve sevgili yavrusu Ebû Muhammed Hasan b. Ali b. Ebi
Talîb (rha)'dan:


Demiştir
ki, Resûlullah (sav) Hazretleri'nin "(Hill ve hürmeti, fâide ve zararı) seni
şüpheye düşüren şey'i bırak da düşürmeyene bak." buyurduklarını kendilerinden
işitip belledim.


(Bu
hadis-i şerifi Ahmed b. Şuayb-ı Nesei ile Ebu İsâ muhammed b. İsâ-yı Tirmizi
rivâyet etmişlerdir. Tirmizi: "Bu hadis hasen'dir, şahiddir." diyor.)


12.
Ebû Hüreyre (ra)'den:


Demiştir
ki, Resûlullâh (sav) Hazretleri: "Kişinin mâlâya'niyi terketmesi, iyi müslüman
olduğu(nun alâmetleri)ndendir." buyurdu.


(Bu
hadis-i şerif hasen olup onu Tirmizi gibi başkan da böylece (mevsülen) rivayet
etmişlerdir.)


13.
Resûlullâh (sav)'in hadimi Ebû Hamza Enes b. Malik (ra)'den:


Demiştir
ki: Resûlullâh (sav) Efendimiz: "Her biriniz kendi nefsi için neyi severse (yani
arzu ederse Müslüman) kardeşi için de onu arzu etmedikçe mü'min olmuş olmaz."
buyurdu.


(Bu
hadis-i şerifi, Bûhari ile Müslim rivâyet etmişlerdir.)


14.
İbn-i Mes'ud (rha)'den)


Demiştir
ki: Resûlullâh (sav) şöyle buyurdu: (Şu) üç sebebden biri olmadıkça hiç bir
Müslümanın kanı halâl olmaz: Biri, seyyib zâninin (yani başından nikâh geçmiş
zaninin ki, recm olunur), diğeri kat-i nefs edenin (ki maktûle bedel kısas
olunur), biri de dinin terk eden ve cemâatten ayrılanın (ki, katl olunur).


(Bu
hadis-i şerifi, Buhari ve Müslim rivâyet etmişlerdir.)


15.
Ebu Hüreyre (rha)'den:


Demiştirki:
Resûlullâh (sav) Hazretleri şöyle buyurdu: "Allah'a ve âhiret gününe imânı olan,
ya hayır söylesin, ya ağzını mühürlesin. Allah'a ve âhiret gününe imânı olan,
komşusuna ikrâm etsin. Allah'a ve âhiret gününe imânı olan, misafirine ikrâm
etsin."


(Bu
hadis-i şerifi, Buhâri ile Müslim rivayet etmişlerdir.)


16.
Ebû Hüreyre (ra)'den:


Demiştir
ki: biri Nebiyy-i Ekrem (sav) Hazretlerine "Yâ (Resûla'llah), bana vasiyyet yâni
nasihat et" dedi. (Cevâben) gazab etme, buyurdu. O kimse talebini birkaç defa
tekrâr etti. (Hepsinde) gazab etme cevâbını verdi.


(Bu
hadis-i şerifi, Buhari rivâyet etmiştir.)


17.
Ebû Ya'lâ Şeddâd b. Evs (ra)den:


Demiştir
ki, Resûl-i Ekrem (sav) efendimiz şöyle buyurdu: Allahû Teâla (cc) ve Tekaddes
Hazretleri her şeye güzel muâmele edilmesini (iyilikle davranılmasını)
emretmiştir. Öyle ise (canlı bir mahlûku haklı olarak) öldüreceğiniz vakitte
(maktûlü ta'zîb etmiyecek) güzel bir sûret-i katli ihtiyâr ediniz. Kezâlik bir
hayvanı boğazladığınız vakitte (hayvana ezâ vermiyecek) güzel bir sûrette
boğazlayınız. Her hanginiz böyle bir işe girişecek olursa, bıçağını (iyice)
bilesin ve zebîhasını (yâni keseceği hayvanı) rahatlandırsın.


(Bu
hadîs şerîfi, Müslim rivâyet etmiştir.)


18.
Ebû Zer Cündüb b. Cünâdete'l-Gıfârî ile Ebû Abdi'r-Rahmân Muâz b. Cebel
(rha)dan:


Demişlerdir
ki, Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz şöyle buyurdu: Her nerede olursan ol,
Allah'tan ittikâ üzere bulun (yâni hakkını gözet ve gözetmemekten sakın).
Seyyienin ardınca hemen haseneyi yetiştir ki, o seyyieyi mahvedesin. Halka da
güzel huy ile muâmele et.


(Bu
hadîs-i Tirmizî rivâyet etmiş olup (Hadis-i Hasen) olduğunu da tasrif
eylemiştir. Bâzı nüshalara göre, (Hasen, Sahîh) diye kayıdlamıştır.


19.
Ebu'l-Abbâs Abdullâh b. Abbâs (ra)'dan:


Demiştir
ki, birgün Resûl-i Ekrem (sav)'in terkisinde idim. Buyurdu ki: Evlâd, sana bir
kaç söz belleteyim: Allah'ı (yâni emir ve nehyini) gözet ki, Allah'da seni
gözetsin. Allah'ı gözet ki, O'nu karşında bulasın. (Bir şey) istediğin vakit
Allah'tan iste. Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile. Şunu bil ki, cemi
mahlûkat el birliğiyle sana bir fâide ve menfaat bahş etmek isteseler, Allah'ın
sana yazdığından fazla bir şey bahşedemezler. Kezâlik cemi mahlûkat el
birliğiyle sana bir zarar vermek isteseler, Allah'ın sana takdir ettiği zarardan
ziyadesini yapamazlar. Kalemler (işleri hitâma erip) kaldırılmış, sahifeler de
(üzerlerindeki yazılar tamam olup) kurumuştur.


(Bu
hadis-i Şerifi, Termizi rivâyet edip, (Hasen, Sahih) olduğunu söylemiştir.
Tirmizi'den başkasını rivâyetine göre ise şöyle buyrulmuştur.)


Allah'ı
gözet ki, O'nu önünde bulasın. Geniş zamanında Allah'a kendini sevdir ki, O da
seni sıkıntı zamanında tanısın (sevsin). Bilmiş ol ki, (takdir-i İlâhi'ye göre)
başına gelmiyecek olan şeyin sana isabet edeceği yok. Ve sana isabet edecek olan
şeyden de senin kurtulacağın yok. Bilmiş ol ki, nusrat (-ı İlâhiyye) sabır ile,
küşâyiş-i kalb de gam ve gussa ile beraberdir. Her güçlükle berâber bir kolaylık
vardır.


20.
Ebû Mes'ûd Ukbe b. Amr el-Ensâri el-Bedri (ra)'den:


Demiştir
ki, Resûlullah (sav) Hazretleri şöyle buyurdu: "Utanmadıktan sonra dilediğini
yap" sözü, ilk nübüvvet zamanlarından nâsın hatırında kalan sözlerdendir.


(Bu
hadis-i şerifi, Buhari rivâyet etmiştir.)


21.
Ebû Amr (yahud ebû Amre) Süfyan b. Abdullâh Sakafi (ra)'den:


Demiştir
ki: "Yâ Resûla'llah! İslâm'a dâir bana bir söz söyle ki, Senden başka birinden
daha sormaya muhtaç olmayayım." dedim. "Âmentü bi'llâh.... de ondan sonra da
dosdoğru ol (yâni Allah'ın emrine imtisâl ve nehyinden içtinâbda sâbit ol)."
buyurdu.


(Bu
hadis-i şerifi, Müslim rivâyet etmiştir.)


22.
Ebû Abdillah Câbir b. Abdillhah Ensari (ra)'dan:


Demiştir
ki, biri Resûlullah (sav) Hazretleri'nden şu suâli sordu: "Ne buyurursunuz? Eğer
ben (beş vakit) farz namazları kılar, Ramazan'ı tutar, halâli helal ve harâmı
haram kılar da bundan ziyâde hiç bir şey yapmasam Cenne'te girer miyim? Resûl-i
Ekrem (sav), "Evet" buyurdular.


(Bu
hadis-i şerifi, Müslim rivâyet etmiştir. Harâm haram kılmaktan murad haramdan
içtinâbdır. Halâli halâl etmek de onu halâl i'tikâd ederek yapmak
demektir.)


23.
Ebû Mâlik Hâris b. Âsım Eş'ari (rha)'den:


Demiştir
ki, Resûlullah (sav) Hazretleri şöyle buyurdu: (Abdest veya sâir) temizlik,
imânın yarısıdır. "El-Hamdü li'llah" (sözü) mizânı doldurur. "Subhâna'llâh
ve'l-hamdü li'llâh" (sözleri) de gözlerle yerin arasını doldurur. Namaz nûrdur.
Sadaka (imâna) bürhandır. Sabır (zulumât-ı gam ve gussayı gideren) zıyâdır.
Kur'ân da (haline göre) ya lehine ya aleyhine hüccettir. Herkes sabah olunca
işine gücüne gider. ve nefsini (ya Allah'a, ya mâsiva'llâh'a) satar da
(neticede) ya âzâd, ya helâk eder.


(Bu
hadisi-i Şerifi, Müslim rivâyet etmiştir.)


24.
Ebû Zerr-i Gıfâri (ra)'den:


Nebiyy-i
Ekrem (sav) Efendimiz Rabb-ı Celil-i Teâla ve Tekaddes Hazretlerinden rivâyet
ettiklerinden olmak üzere âdideki Hadis-i Kudsi'yi nakil buyurdu:


"Ey
kullarım, muhakkak biliniz ki, ben zulmü kendime harâm ettim. (Zulümden müteâli
ve münezzehim.) Sizin aranızda da zulmü harâm ettim. Öyle ise, birbirinize
zulmetmeyiniz. Ey kullarım, benim hidâyet ettiklerimden başka hepiniz
dalâlettesiniz. Öyle ise benden hidâyet dileyiniz de size hidâyet vereyim. Ey
kullarım, benim beslediklerimden başka hepiniz açsınız. Öyle ise benden taâm
dileyiniz ki, sizi besliyeyim. Ey kullarım, benim giydirdiklerimden başka
hepiniz çıplaksınız. Öyle ise benden giyecek isteyiniz ki, sizi giydireyim.
Kullarım, siz gece gündüz hep hatâ işlerseniz. Ben de baştan başa bütün
günahları mağfiret ederim. Öyle ise bana istiğfar ediniz ki, size mağfiret
edeyim. Ey kullarım, sizin bana zarar vermek elinizden gelmez ki, bana zarar
verebilesiniz. Bana menfaat vermek elinizden gelmez ki, bana nef'iniz
dokunabilsin. Ey kullarım, eğer evveliniz, âhiriniz, insiniz, cinniniz içinizde
en takıy olan kim ise onun kalbi gibi (hep mut' kalbli) olsanız yine mülküme
ziyâde hiç bir şey katılmış olmaz. Ey kullarım, eğer evveliniz, âhiriniz,
insiniz, cinniniz içinde en fâcir olan kim ise onun kalbi gibi (hep âsi, kalbi)
olsanız yine mülkümden bir şey eksilmez. Ey kullarım, eğer evveliniz, âhiriniz,
insiniz, cinniniz hep bir yerde durup benden matlublarınız dilesiniz de hep
birinize (ayrı ayrı) dileğini versem bu bahşayış nezdimdeki hazine-i atâdan iğne
denize girdiğinde denizden ne eksiltirse ondan ziyâde bir şey eksiltmez. Ey
kullarım, ameller hep sizin amellerinizdir. Ben onları sizin hesâbınıza
noksansız olarak zabtederim. Sonra karşılığını size tastamam gösteririm. Artık
her kim (karşılık olarak) hayır bulursa, Allah'a hamd etsin. Her kim de başka
şey bulursa, kendisinden başkasına levm etmesin.


(Bu
hadis-i şerifi, Müslim rivâyet etmiştir.)


25.
Ebû Zerr-i Gıfâri (ra)'den:


Ashâb-ı
Resûlullah (sav)'den (ve fukarâ-yı Muhacirinden) bazı kimseler Nebiyy-i Ekrem
(sav)'e dediler ki:


Ya
Resûla'llah, ehl-i servet olanlar (büyük büyük) ecirleri alıp gidiyorlar. Hem
bizim gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyarlar, hem de artan mallarıyla
sadaka veriyorlar. Hazret-i Resûl (sav) buyurdu ki:


"Allahû
Teâla ve Tekaddes Hazretleri size tasadduk edecek şey vermemiş mi (ki, böyle
söylüyorsunuz)? her tesbihinize mukâbil sadaka (ecri) vardır. Her tekbirinize
mukâbil sadaka (ecri) vardır. Her tahmidinize mukâbil sadaka (ecri) vardır. Her
tehlilinize mukabil sadaka (ecri) vardır. Emr-i bi'l-ma'rufda da sadaka ecri
var. Nehy-i ani'l-münkerde de sadaka ecri var. Hattâ birinizin (ehline)
mukârenet etmesinde de sadaka ecri var." dediler ki:


Ya
Resûla'llâh, birimiz şehvetini kazâ ederse, yine nâil-i ecir mi olur? (Cevâben)
buyurdu ki:


Söyleyin!
O kimse şehvetini harâm ile kazâ edeydi ona vizr (yâni günah) olmayacak mıydı?
İşte bunun gibi halâl ile de kazâ-ı şehvet ederse ecre nâil olur.


(Bu
hadis-i Şerifi, Müslim rivayet etmiştir.)


26.
Ebû Hüreyre (ra)'den:


Demiştir
ki, Resûlullâh (sav) Efendimiz şöyle buyurdu: "insanın mefâsılından her biri
için güneş doğar her günde (şükrâne-i afiyet olarak) bir sadaka lâzımdır. İki
kimsenin arasını bulup ıslâh etmen sadakadır. Bir kimseye, hayvanına binerken
yardım edip bindirmen yâhud yükünü hayvanına yüklemekte ona muavenette bulunman
sadakadır. Kelime-i Tayyibe sadakadır. Namaza gitmek için attığın her adıma
bedel bir sadaka (ecri) vardır. Ezâ verecek şeyi geçecek yoldan uzaklaştırman
(bile) sadakadır.


(Bu
Hadis-i şerifi, Bûhari ile Müslim rivâyet etmişlerdir.)


27.
Nevvâs b. Sem'ân (ra)'den:


Demiştir
ki, Nebiyy-i Ekrem (sav) Hazretleri şöyle buyurdu:


Birr
(yani iyi iş, iyilik) ahlak güzelliğidir. İsm (yani günâh) da nefsinde iz
bırakıp da başkalarınca ma'lûm olmasını istemediğin şeydir.


(Bu
hadis-i şerifi, Müslim rivayet etmiştir.)


Vâbisete'bn-i
Ma'bed (ra) de rivâyete göre şöyle demiştir:


Resûlullah
(sav)'in huzûruna vardım.Birr'in ne olduğunu sormağa mı geldin? diye ben suâl
etmeden) sordu. Evet, dedim. Buyurdu ki:


"Kalbine
danış (kalbinden fetvâ iste). İyilik nefsi te'min, kalbi tatmin eden; günah da
nefiste iz bırakan ve başkaları fetva verseler, fetvalar verseler bile sînede
yine tereddüdden kurtulmayan (vicdânı teskin etmeyen) şeydir."


(Bu,
Ahmed b. Hanbel ile Dârimi'nin müsnedlerinde isnâd-ı ceyyid ile bize rivâyet
olunan bir hadis-i sahihdir.)


28.
Ebû Nech Irbâd b. Sâriye (ra)'den:


Demiştir
ki, Resûlullah (sav) (bir gün) bize öyle bir va'zda bulundu ki, (dinleyenlerin)
gönülleri titredi. Gözleri yaşardı. Dedik ki:


"Ya
Resûla'llâh, bu, vedâ' edip gidecek kimsenin va'zına benziyor. (Bâri) bize bâzı
vesâyâda bulun." Cevâben buyurdu ki:


"Size
Allâh'a karşı ittikâyı ve üzerinize emir olan bir kimse abd(-i Habeşi) de olsa,
sözünü dinleyip ona itâat etmegi vasiyet ederim. Bir de içinizden yaşayan
olursa, bir çok ihtilâflar görecektir. İşte böyle zamanlarda benim sünnetime ve
hidâyet üzere olan Hulefâ-yı Râşidin'in sünnetine yapışınız. Sünnete dört el ile
sarılınız. Ve muhaddesât-ı umûrdan sakınınız. Zirâ her bid'at dalâletdir.


(Bu
hadis-i şerifi, Ebû Davut ile Tirmizi rivâyet etmişlerdir. Tirmizi hadisi
"hasen, sahih" kaydı ile tansif eylemiştir.)


29.
Muâz b. Cebel (ra)'den:


Demiştir
ki: (Resûlullah (sav) ile Tebük gazâsına çıkmıştık. Sıcak bastı. Herkes birer
tarafa dağıldı. Bir de baktım ki, Resûlullâh (sav) yanı başımdadır. Hemen ona
yaklaşıp: "Ya Resûla'llah, beni Cenne'te sokacak ve Cehennem'den uzaklaştıracak
bir ameli bana haber ver" dedim. Buyurdu ki: "Sen çok büyük bir şey sordun.
Maahâzâ Allahû Teâla'nın müyesser kıldığı kimseye göre herhalde âsândır. Allah'a
"hiç bir şeyi şerik etmemek üzere" ibâdet edersin. Namazı kılar, zekâtı verir,
Ramazan'ı tutar, Beytu'llâh'ı Hacc edersin." Ondan sonra buyurdu ki: "Sana hayır
kapılarına delalet edeyim mi? Oruç siper ve kalkandır. Sadaka günâhı, "su ateşi
söndürür gibi" söndürür. Gece ortasında adamın namaz kılması da böyledir."
Sonra: "Onlar (mü'minler) öyle kimselerdir ki, yanları yataklarından uzak durup
ibâdete kıyâm ederler. Rab'larına kâh korkarak, kâh umarak duâ ederler. Ve rızık
olarak kendilerini verdiğimizden de infak ederler. İşte bunlar için" yapmış
oldukları amellerin mükâfatı olar" ne sevinçler sakladığımızı hiç bir kimse
bilemez" âyet-i kerimelerini (Secde Sûresi:16-17) tilâvet buyurdu. Ondan sonra:
"İşin (dinin) başı, direği, en yüce tarafı nedir sana haber vereyim mi?" dedi.
Evet ya Resûla'llâh, dedim. Dedi ki: "İşin başı İslâm'dır. Direği namazdır. En
yüce tarafı cihâddır." Ondan sonra: "Bu dediklerimin hepsini tutan, sebeb-i bakâ
ve kemâli olan nedir sana söyliyeyim mi?" diye sordu. Evet yâ Resûlallah deyince
mübâret dilini (eliyle) tutup, "İşte şunu tut" buyurdu. Dedim ki: Ya
Nebiyya'llâh, biz söylediğimiz sözlerle de mi muâhaze olunacağız?" Buyurdu ki:
"Herkesi Cehennem'de yüzükoyun düşüren, dillerinin biçtiklerinden (yâni
kazandıklarından) başkası mı zannedersin."


(Bu
hadis-i şerifi, Termizi rivâyet edip "Hasen, Sahih" demiştir.)


30.
Ebû Sa'lebete'l-Huşeni Cürsûmi'bn-i Nâşir (ra)'den:


Demiştir
ki, Resûlullah (sav) Hazretleri şöyle buyurdu: Allahû Teâla bir takım şeyleri
farz kılmıştır. Onları zâyi' etmeyiniz. (Bâzı meâsi için) birtakım hadler (yâni
cezâlar) göstermiştir. Onlara da tecâvüz etmeyiniz. Bir takım şeyleri harâm
etmiştir. Onlara el uzatmayınız. Bir takım şeylerden de unutkanlık (eseri)
olmayarak size (mahzâ) merhamet olsun için sükût etmiştir. Onları
soruşturmayınız.


(Bu
hadis-i şerif, Dârekutni ile diğerlerinin tahric ettiği bir Hadis-i
Hasen'dir.)


31.
Ebû'l-Abbâs Sehli'bn-i Sa'di's-Sâidi (ra)'den


Demiştir
ki, Bir zât Nebiyy-i Mükerrem (sav)'in huzûruna gelerek: "Yâ Resûla'llah, bana
öyle bir amel göster ki, onu yaptığım zaman beni hem Allah sevsin, hem de halk
sevsin" dedi. (Resûlullah (sav) buyurdu ki: "Dünyâdan rağbetini kes ki, Allah
seni sevsin. Herkesin elinde olandan da rağbetini kes ki, halk seni
sevsin."


(Bu
hadis-i şerif, İbn-i Mâce ile diğerlerinin esânid-i hasena ile rivâyet ettikleri
bir Hadis-i Hasen'dir.)


32.
Ebû Said Sa'di'bn-i Mâliki'bn-i Sinân-ı Hudri (ra), Resûlullah (sav)'in:


"Zarar
vermek de, zarar ile karşılamak da yok" buyurduğunu rivâyet ediyor.


(Bu
hadis-i şerif, İbn-i Mâce ve Dârekutni ile başkalarının müsned (yani mevsûl)
olarak rivâyet ettiği bir Hadis-i Hasen'dir. İmam-ı Malik de "Muvatta'"nda bu
hadis-i şerifi Amr b. Yahyâ'dan, o da babasından olmak üzere Nebiyy-i Ekrem
(sav)'den mürsel olarak rivâyet etmiş ve Ebû Said-i Hudri-yi iskat eylemiştir.
Bunun yekdiğeri takviye eden başka tarikleri de vardır.)


33.
İbn-i Abbâs (rha)'dan:


Demiştir
ki, Resûlullah (sav) Hazretleri şöyle buyurdu: Herkese (mücerred) da'vâları
üzerine diledikleri verilmiş olsa bir çok adamlar bir çok kimselerin mallarını,
canlarını iddiâ eder dururlar. Lâkin beyyine müddeiye, yemin de inkâr edene
düşer.


(Bu
hadis-i şerif, hasen olup Beyhaki ile başkaları bunu bu lâfz ile rivâyet
etmişlerdir. Bir parçası Sahihayn'da da vardır.)


34.
Ebû Sâid-i Hudri (rha)'den:


Demiştir
ki, Resûlullah (sav) Hazretleri şöyle buyurdu: İçinizden her kim bir münker
görürse onu eliyle, buna kudreti yetmezse, dili ile tağyir etsin. Ona da kudreti
yetmezse kalbi ile inkâr etsin (yâni beğenmesin). Bu sonuncusu imânın en
zaifidir.


(Bu
hadis-i şerifi, Müslim rivâyet etmiştir.)


35.
Ebû Hüreyre (ra)'den:


Demiştir
ki, Resûlullah (sav) Hazretleri şöyle buyurdu: Birbirinize hased etmeyiniz. Alış
verişte birbirinizi aldatmayınız. Birbirinize buğzetmeyiniz. Birbirinize dargın
durmayınız. Birbirinizinin pazarlığı bitmiş alış verişini bozmayınız. Ey
Allah'ın kulları, kardeş olunuz. Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez.
(İmdad ve nusret deminde) onu kendi hâline bırakmaz. Ona yalan söyleyip
aldatmaz. Ona hor bakmaz. (šç kere sadr-ı şerifine işaret buyurarak:) Takvâ işte
buradadır. Bir kimse müslüman kardeşine hor bakdımı, işte şerrin bu kadarı ona
yeter (artar bile). Müslümanın her şeyi; canı, malı, ırzı müslümana
haramdır.


(Bu
hadis-i şerifi, Müslim rivâyet etmiştir.)


36.
Ebû Hüreyre (ra)'den:


Demiştir
ki, Resûlullah (sav) Hazretleri şöyle buyurdu: Her kim bir mü'minin dünya
derdlerinden bir derdini def' ederse, Allah da onun kıyâmet günündeki
dertlerinden bir (büyük) derdi def' eder. Her kim muzâyakada bulunan (bir boçlu
veya diğer bir) fakîre kolaylık gösterirse, Allah da dünya ve âhirette ona
kolaylık gösterir. Her kim bir Müslüman(ın ayıbını ve çıplak ise bedeni)ni setr
ederse, Allah da onu dünya ve âhirette setreder. Bir kul, kardeşinin yardımında
oldukça Allah da o kula hep yardım eder durur. Her kim ilm(-i nâfi') aramak için
bir târika sülûk ederse, bu sâyede Allah da ona Cennet'e doğru kolay bir tarik
açar. Allah evlerinden bir evde Kitâbu'llâh'ı tilâvet ve aralarında O'nu tedris
ve tederrüs halinde bulunan hiç bir kavim yoktur ki, üzerlerine sekinet nazil
olmuş, rahmet-i İlâhiyye kendilerini bürümüş, her yanlarını sarmış ve Allahu
zü'l-Celâl kendilerini (mel-i A'lâ'da) nezdinde olanlara anmış olmasın. her kim
ameli geri bırakırsa sebebi ile götüremez.


(Bu
hadis-i şerifi, Müslim bu lâfz ile rivâyet etmiştir.)


37.
İbn-i Abbâs (rha)'den:


Demiştir
ki, Resûlullah (sav) Rabb-ı Celili Tebârek ve Teala Hazretlerinden rivâyet
ettiklerinden olmak üzere âtideki Hadis-i Kudsi'yi nakl buyurdu:


Allâhu
Teâla ve Tekaddes Hazretleri hasenât ile seyyiâtı yazmış (ezelden takdir etmiş
ve Levh-i Mahfûz ile defâtir-i a'mâle geçirmiş)dir. Ondan sonra (bu icmâli
tefsil ve) beyân buyurarak dedi ki:


Her
kim bir haseneye kasd ve niyet eder de onu işlemezse, onu Cenâb-ı Hak nezd-i
İlâhisinde bir hasene-i kâmile olarak yazar. Eğer kasd eder ve işlerse, onu
nezd-i İlâhisinde on haseneden yediyüz kata kadar, belki ed'âf-ı kesiresi ile
yazar. Her kim de bir seyyieye kasd edip işlemezse, onu nezd-i İlâhisinde bir
hasene-i kâmile olarak yazar. Eğer kasd edip işlerse, onu yalnız bir seyyie
olarak yazar.


(Bu
hadis-i şerifi, Buhari ile Müslim rivâyet etmiştir.)


38.
Resûlullâh (sav)'in şöyle buyurduğu Ebû Hüreyre (ra)'den rivâyet olunuyor:


Allahu
Teâla buyurdu ki:


Her
kim benim velilerimden bir veliye düşmanlık ederse, şüphesiz ben ona i'lân-ı
harb ederim. Benim kulum, üzerine farz ettiğim şeyden daha sevgili hiç bir şey
ile bana tekarrüb edemez. Bir de kulum nevâfil ile bana peyderpey tekarrüb ede
ede nihâyet öyle bir hâle gelir ki, ben onu severim. Onu sevdiğim vakitte de
onun işitmesine vâsıta olan kulağı, görmesine vâsıta olan gözü, tutup
yakalamasına vâsıta olan eli, yürümesine vâsıta olan ayağı, (anlamasına vâsıta
olan kalbi, söylemesine vâsıta olan dili) olurum. Öylesi benden (bir şey)
isterse muhakkak veririm. Bana sığınırsa, onu hıfz ve siyânet ederim.


(Bu
hadis-i şerifi, Buhâri rivâyet etmiştir.)


Lâkin
Onun metninde:


"Ölmeyi
istemeyen, kendisine sû-i muâmelede bana hoş gelmeyen, halbuki (Hasbe'l-takdir)
ölmemesine de çâre olmayan mü'min kulumun rûhunu kabzetmekteki tereddüdüm kadar
fâili olduğum hiç bir şeye tereddüt göstermedim."


ziyâdesi
vardır.


39.
İbn-i Abbâs (rha)'dan:


Demiştir
ki, Resûlullah (sav) Hazretleri şöyle buyurdu: Şüphesiz Allahû Teâla ümmetimden
hatayı, nisyânı, ikrâh olundukları şeyler (den hâsıl olacak günahlar)ı bana
bağışladı.


(Bu
hadis-i şerif, bir Hadis-i Hasen olup, İbn-i Mâce ile Beyhaki ve mâadâları
rivâyet etmişlerdir.)


40.
İbn-i Ömer (rha)'dan:


Demiştir
ki, Resûlullah (sav) (birgün) omuzumdan tutup buyurdu ki: Dünyâda bir garib
(yabancı) yâhud bir yolcu imişsin gibi ol. (Ve kendini ehl-i kuburdan say.)


İbn-i
Ömer (rha): "Akşamladığın vakit sabaha (çıkmağa) muntazır olma. Sabahladığın
vakit de akşama (varmağa) muntazır olma. Sıhhatinden istifâde edip marazına,
hayâtından istifâde edip mevtine hazırlık yap." der idi.


(Bu
hadis-i şerifi, Buhari rivâyet etmiştir.)


41.
Ebû Muhammed Abdullâh b. Amr b. El-Âs (rha)'dan


Demiştir
ki, Resûlullah (sav) Hazretleri şöyle buyurdu: "Hiç birinizin iradesi (arzuzu)
benim tebliğ ettiğim şeylere tâbi' olmadıkça mü'min olmuş olmazsınız."


(Bu
hadis-i şerifi, "Kitâbü'l-Hücce"de isnâd-ı sahih ile bize rivâyet olunan bir
hadis-i sahihdir.)


42.
Rasûlullah (sav)'in şöyle buyurduğu Enes (ra)'den rivâyet olunuyor:


Allahû
Teâlâ buyurdu ki:


"Ey
Âdem-oğlu, sen bana yalvarıp benden ümmid-vâr oldukça senden sâdır olan
(günahlar) her ne olursa olsun sana mağfiret ederim ve aldırmam. Ey Âdem-oğlu,
senin günahların gökyüzünü kaplayacak dereceyi bulsa da benden mağfiret dilesen
sana mağfiret ederim. Ey Âdem-oğlu, bütün yer dolusu günahlar getirirsen de sana
bana hiç bir şeyi şerik tutmayarak huzûruma çıksan herhalde ben sana bütün yer
dolusu mağfiret veririm.


(Bu
hadis-i şerifi, Tirmizi rivâyet etmiş olup, "Hadis, Hasendir, Sahihdir"
demiştir.)


"Kavâid-i
İslâm'ı cem' edip usül ve furû' ve edâb ile sâir vücûh-ı ahkâma dâir sayıya
gelmez envâ-ı ulûmu mutazammın olan Ahâdis-i şerife'den beyânına niyet
ettiklerim işte burada bitiyor." (Mütercim:Ahmed Naîm)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
KIRK HADİS
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
TurkuazForum | Bilgi Paylaşım Platformu :: Dini Bölüm :: Dini Bilgiler-
Buraya geçin: